Eleştirmeyi ve Gündem Değiştirmeyi Kimseden Öğrenecek Değiliz!

Başka ülke insanlarını çok iyi bilmiyorum. Bu yüzden kendi insanlarımızın yaptıklarını göz önüne alarak bu yazıyı yazıyorum. Türkiye’de yaşayıp ülke sorunlarına biraz da olsa duyarlı olan, gündemi takip eden hemen hemen herkes, çok alakasız şeylerin birden ortaya çıktığını kamuoyunu haddinden fazla meşgul ettiğini görüyordur. Bu olaylar gündemi değiştirmek için mi, yoksa insanların birilerine dalkavukluk yapmasından dolayı mı çıktığı konusunda farklı görüşler var. Bu tartışılabilecek; fakat hiçbir zaman sonuca ulaşılamayacak bir konu.

Ülkemiz 1900 lü yıllardan çok çekmiş olacak ki 2000’li yılların başında işleyen düzenin değişmesine karar vermiş. O dönemlerde yaşım gereği bu konularla çok alakadar değildim. Yani o dönemlerde olan bitene kafam pek basmıyordu diyebilirim. Çoğunluğun verdiği karara da sonsuz saygım vardır. Neticede demokratik bir ülkeyiz! Burada yönetimin, işleyişin değişmesi iyi ya da kötü oldu konusuna da girmeyeceğim. Onlar iyiyi ya da kötüyü bizden öğrenecek değiller!

Benim asıl değinmek istediğim. Bugün alışılagelmişin dışında konuşanlar, gündemi değiştirip odaklanmayı başka yöne çekenler, acaba bu zamanı çok mu beklediler? Demokratik bir ülke olduğumuzu her fırsatta vurgulayıp bunun aksine davranmayı neden bu kadar çok beklediniz? Demokratikleşme, anayasamızda birkaç maddeyi değiştirip bunu resmi gazetede yayınlamakla mı oluyor? Gücü elinde bulunduranların karşı taraf için hedef gösterici sözleri eleştiri olarak lanse ettirilirken, tam tersi durumda bulunmak irticai bölücü faaliyet olması demokratikleşmenin bir gereği mi? Ülkemiz “Güçlü Ordu Güçlü Türkiye” sloganı ile 2023’e ilerlerken bu sloganı içselleştirip bununla gurur duyan ve bu bayrak altında yaşayanların giydiği şorta takılıp kalmak demokrasimize ters düşmüyor mu? Ülkemiz, batısında AB ile Güneyinde Suriye yeri geldiğinde Kuzeyindeki Rusya ve Doğusundaki Ermenistan ile haklı ya da haksız mücadele ederken şortun boyu bu kadar mı önemli?

Öte yandan yapılan değişikliklere sürekli karşı çıkan değerli büyükler ve her konuda bilgisi olan sevgili arkadaşlar, muhalefet olmak kaçınılmaz bir gerekliliktir. Bunun aksini düşünen olduğunu düşünmüyorum. Fakat muhalefet olmanın belirli ölçüleri vardır.  Muhalefet: iktidarın politikasını eleştiren ve farklı fikirler sunan kişilerdir. Ülkemizde muhalefet genelde ilk kısım alınarak yapılıyor. Sanırım bu konuda biraz gelişim göstermek zorundayız. Hee! Bu arada muhalefetten işleyişten bahsederken, siyasi partileri baz alarak konuşmuyorum. Bireyler olarak kendimizi geliştirdiğimizde içine dahil olduğumuz grupların da kalitesi ister istemez artacaktır. Aile içinde bile, babanın aldığı karar hoşumuza gitmiyorsa sadece itiraz edilir, karşı görüşünü pek sunmayız. Umarım ilişkiyi anlatabilmişimdir.

Elbette benim de görüşüm, düşüncelerim var. Fakat bu yazıyı görüşlerim doğrultusunda değil gördüklerimin ve nesnel duygularımın ışığında yazdım. Bir şey için söylemin beraberinde eyleminde gerekli olduğunu dile getirmek istedim.

Saygılarımla

Ege Üniversitesinde İletişim eğitimi aldım. Üniversite hayatım boyunca kulüplerde farklı projeleri hayata geçirdim ve yöneticiliklerini yaptım. İK ve kurumsal İletişim Uzmanı olarak çalıştım. Şuanda CMS grubunda İnsan Kaynakları Alanında çalışıyorum, aynı zamanda şirketlere Etkili İletişim, Öfke ve Stres Yönetimi eğitimleri ve Kariyer merkezlerinde İnsan Kaynakları Uzmanlık alanında sertifika eğitimleri veriyorum.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir