Ya Yanlış Oyunda Başkasının Rölünü Oynuyorsan!

Hiç düşündünüz mü, bir oyunda yanlış bir rol oynadığınızı ? Olmamanız gereken bir yerde olmak için ısrar ederken hayatı  yarıladığınızı…Kendi hayatınızla birlikte oyun oynadığınız insanları da sekteye uğrattığınızı…Hatta sırf bu yüzden oyun oynamaktan nefret ettiğinizi. O. Wilde’nin bir sözü var  “Dünya yanlış rolleri oynayan insanların dolaştıkları bir sahnedir.” demiş.  Bu söz kafamda yuvarlanmaya başladığı anda yolda yürüyorum. Etrafıma baktım: Kimimiz mutlu, kimimiz endişeli, kimimiz aykırı, kimimiz fazla sade, kimimiz takım elbisesiyle kendinden fazla emin, kimimiz topuklu ayakkabıları üstünde fazlaca ürkek, kimimizse özgürlüğünün zirvesinde. Şu yüzlerindeki ifadelerinde yanlış giden birşeylerin olduğu insanlar için acaba yanlış rolde ısrarcılar mı diye düşündüm bir an.

Hepimiz boş bir kağıt gibiyiz, toplum üzerimize sürekli bir şeyler yazıyor.  Hatta elimize hakkında hiç fikrimizin olmadığı bir oyunun senaryosunu tutuşturuveriyor elimize

. Aman Allah’ım! Ezberlemeye çalışıyoruz olmuyor, doğaçlama yapmaya çalışıyoruz oyuna yakışmıyor, böyle mimiklerimiz pek bir eğreti duruyor rolümüzü yapmaya çalışırken. Olmuyor, olmuyor! Yanlış rol! Bir de bakmışız, biz rolü kavrayana kadar hayat bitmiş.

Çağımızda sokakta, sosyal ağlarda, evde, cafede,okulda havada senaryolar uçuşuyor. Farketmeden benimseyiveryoruz birini. Hiç düşünmüyoruz, bu benim rolüm mü diye. Birileri çıkıyor sahneye, pek bir güzel oynuyor rolünü, hemen alıp senaryoya çalışmaya başlıyoruz biz de. Ama öncesinde pek de düşünmüyoruz, bu benim özüme gider mi diye.

Biri çıkmış girişimci rolünü iyi oynuyor, biri genel müdürlüğe çok yakışmış diye sen de öyle olmak zorunda değilsin ki. Belki senin rolün anaokulu öğretmeni olmak…Seni mutlu edecek rol o, nerden biliyorsun. Bırakalım birileri de bizi alkışlamasın, yükses sesle övgüler yağdırmasın. Zaten onların rolü de alkışlamak, sadece birilerini övmek değil. Yanlış anlaşılmasın, tabi ki takdir edeceğiz, tabi ki alkışlayacağız, ama bazıları abartmıyor mu sizce de… Böyle yaparak trendi belirlyorlar, popüler senaryolar çıkıyor ortaya…

Büyük kitleler popüler senaryoların rollerini kapmaya çalışıyor. Özümüze aykırı hayaller peşinde koşup hem kendimizi, hem de çevremizdekileri üzüyoruz belki de. Siz yanlış roldesiniz ve mesela ailenizin oynadığı oyuna yakışmıyorsun. Sevgilinle oynadığın puzzle’ı tamamlayamıyorsun. Arkadaşlarınla oynadığın her oyunda kavga ediyorsunuz. Öyleyse rol yanlış, oyun boş.

Kendi senaryomuzu kendimiz yazsak ya , bıraksalar ya azıcık ruhumuzu. Senaryomuza uygun kişler girse ya oyunumuza, hani böyle rolü öğrenmek için kendimizden geçmesek.

Hani böyle oyunumuzda sevgili gözümüze bakınca derdimizi anlayıverse ya, iş yerinde bu saçma işi neden yapıyorum diye sabahtan akşama kadar beş yüz kere sormasak ya, arkadaşımız bize trip atmasın, yanlış anlamasın diye kılıktan kılığa girmesek ya… Güzel olmaz mıydı ha?

Sevim özen

Ege Üniversitesinde İletişim eğitimi aldım. Üniversite hayatım boyunca kulüplerde farklı projeleri hayata geçirdim ve yöneticiliklerini yaptım. İK ve kurumsal İletişim Uzmanı olarak çalıştım. Şuanda CMS grubunda İnsan Kaynakları Alanında çalışıyorum, aynı zamanda şirketlere Etkili İletişim, Öfke ve Stres Yönetimi eğitimleri ve Kariyer merkezlerinde İnsan Kaynakları Uzmanlık alanında sertifika eğitimleri veriyorum.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir